Hiç Tablo Atlantis Tablo H11140
3 131
Çerçeveler
3 CM Çerçeveler  
Çerçeve 3101
3101
Çerçeve 3102
3102
Çerçeve 3103
3103
Çerçeve 3104
3104
Çerçeve 3803
3803
Çerçeve 3804
3804
Çerçeve 3805
3805
4 CM Çerçeveler  
Çerçeve 4901
4901
Çerçeve 4902
4902
Çerçeve 4904
4904
Çerçeve 4905
4905
5 CM Çerçeveler  
Çerçeve 5001
5001
Çerçeve 5002
5002
Çerçeve 5003
5003
Çerçeve 5004
5004
Çerçeve 5302
5302
Çerçeve 5303
5303
Çerçeve 5304
5304
Çerçeve 5305
5305
Çerçeve 5501
5501
Çerçeve 5502
5502
Çerçeve 5503
5503
Çerçeve 5504
5504
6 CM Çerçeveler  
Çerçeve 6001
6001
Çerçeve 6002
6002
7 CM Çerçeveler  
Çerçeve 7501
7501
Çerçeve 7502
7502
8 CM Çerçeveler  
Çerçeve 8201
8201
Çerçeve 8203
8203
Çerçeve 8204
8204
Çerçeve 8301
8301
Çerçeve 8302
8302
Çerçeve 8304
8304
Çerçeve 8305
8305
Çerçeve 8701
8701
Çerçeve 8703
8703
9 CM Çerçeveler  
Çerçeve 9301
9301
Çerçeve 9302
9302
Çerçeve 9303
9303
Çerçeve 9304
9304
Paspartular
Paspartu 301
301
Paspartu 302
302
Paspartu 304
304
Paspartu 305
305
Paspartu 306
306
Paspartu 307
307
Ebat Seçin
  • minicanvas
  • minicanvas
KDV Dahil
26.68 TL
Hiç
Ali HÜSREVOĞLU
Hiç - H11140
  • Kod :
  • - Havalı koruyucu plastik ambalaj ile paketlenir.
  • - Olası darbelere karşı AHŞAP KASA'ya yerleştirilir.
  • - Koruyucu ahşap kasa sert mukavva malzeme ile kaplanır.
Bu alanda yer alan fotoğraflar örnek olarak kullanılmıştır. Kullanıcının ekran kalibrasyonu ve fotoğraf tekniklerine göre asıl ürün ile arasında ton farkı olabilir
HîÇ… Bu eser, Firavunluğun sonunu anlatmak için yapılmıştır. Bu, Firavunlar mezarının tepesine dikilmiş bir mezar taşıdır. Fir’avun, başkalarını da var etme derdine düşseydi hem kendi var olacaktı, hem başkaları. Maskara olmayacaktı ve rahmetle anılacaktı. Kendi varlığını başkalarının yokluğunda gördüğü için hiçliğe yuvarlandı, bunu anlamsız bir piramitle var göstermeyi denedi. Başaramadı. Ebedler boyunca lanetle anılmayı seçti. Bilgi: Bir insan bütün güç ve kudretin, gerçek ve bizatihi varlığın tek Allah’a ait olup, kendisinin de bu muazzam varlık ve kudret karşısında bir “hiç” olduğunu idrak etmedikçe kemale ulaşamaz. Bu sebeple şu “dört hiç’i hiç unutmamak lazımdır: 1. Dünyanın bütün sıkıntıları cehennem azabının yanında “hiç”tir. 2. Cehennem azabının en korkunç derecesi Allah’ı görmekten mahrum kalmanın yanında “hiç”tir. 3. Dünyanın bütün nimetleri cennet nimetleri yanında “hiç”tir. 4. Cennetin bütün nimetleri Allah’ı bir defa görmenin yanında “hiç”tir. Bunlar herkese göre değil, Allah’ı bilenlere göredir. Nice kimselere göre dünyanın bir çöpü cennetten daha değerlidir. Bunların derekesine düşmekten Yüce Allah’a sığınırız. Bu eser, Laleli Baba’nın Sultan Üçüncü Mustafa ile olan hatırasının hatırası olarak yazılmıştır. Türünde ilktir. Hazret-i Mevlana bu konuda şöyle demektedir: “Sarığıma, cübbeme, başıma.. Bu her üçüne birden kıymet biçtiler. Bir kuruştan daha az değer verdiler. Sen dünyada benim adımı hiç mi duymadın? Ben bir hiçim, Ben bir hiçim, Ben bir hiç.. (Rubailer, 1421) Birde , Meşhur Laleli Baba’nın Hiç’i vardır ki; bir insan bütün güç ve kudretin, gerçek ve bizatihi varlığın tek Allah’a aid olup, kendisinin de bu muazzam varlık ve kudret karşısında bir “hiç” olduğunu idrak etmedikçe kemale ulaşamaz LÂLELİ BABA HİKAYESİYirmi altıncı Osmanlı Padişahı Sultan Üçüncü Mustafa, padişahlığının ele avuca sığmaz günlerini yaşıyordu. İstanbul, bir o kadar daha İstanbul görünüyordu gözüne ve dünya bir o kadar daha küçük. Topkapusu Sarayı bir öyle büyük, İstanbul bir öyle büyük; Topkapı Sarayı ve İstanbul cihandan da büyük.. Ve bu büyüklük içinde üçüncü Mustafa büyük daha büyük! Gururun da üstünde bir gurur; insan ve insanlığı küçülten bakışlarca mağrur... Bir insan ki Üçüncü Mustafa padişahlığının ilk günlerinde, gururdan ve kibirden ibaret bir dört duvar içinde mahsur!... Ve öte yanda, yine İstanbulda bir kendi halinde; görünüşte bir küçük... Ürkek bakışlarında sadece sevgi, ışıl ışıl bir sevgi dolu bir küçük insan: Eskici. Yüreği insanları sevmekten yorulmamış; gözleri, Tanrının yarattıklarına sevgi ve saygıyla bakmaktan doymamış bir nurlu ihtiyardı bu eskici. Eski ve yırtık mestlerin, çediklerin, çizmelerin ve çarıkların deri kokan ağır ve nemli havasında, kapısının önünde yetiştirdiği lâlelerin ateş kırmızısını, kadife yeşilini ve şehit kanı alını, su beyazını renk renk toplayıp bir gönül cenneti kurmuştu. Laleleri yüzünden bütün semt ona Laleli Baba derdi. Laleler Tanrı’nındı: onları incitemezdi. İnsanlar da Tanrı’nındı; Laleli Baba insanları da incitemezdi. Yaradılanı hoş görürdü Yaradandan ötürü. Kader, bir gün, o gurur yüklü padişahla bu sevgi ve aşk dolu insanı yüz yüze getirdi. Padişah, Cuma selamlığından dönüyordu. En büyük gördüğü İstanbuldan da büyük bakışları vardı çevresine; cümle kulları, yolun iki tarafında saf olmuş ""Padişahım çok yaşa""! diye alkış tutuyordu. Ve ulu dağlar gibi gerdan kıran atının üstünde Üçüncü Mustafa alkışlara tepeden bakıyordu. Ama birden, bir yerde, o ulu dağlar gibi gerdan kıran at, durdu; yürümedi. Laleli Baba'nın eskici dükkanının önünden geçiyorlardı. Ve orda halk Laleli Babaya saygı için dükkanın önünü boş bırakmıştı Padişah, o boşluktan Lâleli Babayı gördü: yan gelmiş yatıyordu. Sanki geçen cihan padişahı değildi. ""Bre nâbekar "" diye bir ses gürledi; yeniçeri ağasının sesiydi. ""Tiz Efendimizin özgesinde sarıl... Kuşca cânını bağışlaya"" Herkesi titreten bu ses, Laleli Baba'nın kılını bile kıpırdatmadı. O, hâlâ yattığı yerde, lâlelerine dalmıştı. Yeniçeri ağası hışımla yanına vardı; ama padişah da gelmişti; merakla "" Bırak!.."" dedi. Vezir-i Azamdan iç oğlanına kadar herkes, bu meczup ihtiyara acıyarak bakıyordu. Fakat o hiç bir şeye aldırmıyordu. Padişaha bakan gözlerinde yalnız, garip bir merhamet vardı. ""Ne istersin?"" diye sordu. ""Bir derdin mi var?"" Deli miydi bu adam ? Aklından zoru mu vardı ? Böyle bir soru cihan padişahına nasıl sorulurdu. Yeniçeri ağası yerinde duramıyordu. Padişah hırçın ve mağrur: ""Sen bilmez misin ki"" diye azarlardı Laleli Babayı: ""Sen bilmez misin ki biz cihan padişahıyız... Bize saygı gerek. Kimsin, necisin sen?"" ""Ben mi ?"" diye cevap verdi Laleli Baba yattığı yerden. ""Ben bir hiçim. Sadece bir hiç!... Padişahım dedin ; sana bir şey sormak dilerim. Sen padişah olmak için ne yaptın? "" Herkes bu kendini bilmez kişinin başını cellada verecek diye beklerken o gurur yüklü padişah, bir tuhaf, başını eğip cevap verdi: "" Okudum bir sürü eğitim gördüm. Valilik yaptım; yetiştirildim"" ""Yaaa!..."" deyip sustu Laleli Baba. Sonra birden: ""Peki sonra ne olacaksın?... Padişahsın işte, sonra ? Sonra ne olacaksın?..."" Şimdi padişah düşünüyordu... Eli sakalında kalakaldı. ""Sonra?.."" diye kekeledi; ""Sonra? Sonra hiç... hiç bir şey ... hiç!.."" Sapsarı olmuştu.Gözlerindeki gurur parça parça dökülüyordu. Laleli Baba yumuşak, tatlı ve sevgi dolu bakarak "" Gördün mü ya ?"" dedi. Ben şimdiden hiç im; Senden çok daha önce... İstanbulu dolduran gurur işte o anda kırıldı. Ve şaşkınlıktan, koskoca ve iri açılan binlerce gözün önünde padişah atından indi; iki büklümdü. Bugün orada o padişahın yaptırdığı Laleli Camii var. Ve semtin adı Laleli.(Mustafa Necati Sepetçioğlu, Bir Büyülü Dünya ki/ s: 80, Akran Yayıncılık, İst, 1993)(Hikayesi için bakınız: M.Necati Sepetçioğlu / Türk İslam Efsaneleri, s: 80, İrfan Yayınları, İst, 2005)Yazı Türü: Modern Hat: Ali Hüsrevoğlu Kağıt deseni: Dijital Çalışma Özelliği: Türünde ilktir.

Oturma Odası

Ofis

Yatak Odası

E-Posta Adresiniz Yayınlanmayacaktır
Tüm Bilgileri Doldurmanız Gerekiyor
Bu tabloya henüz yorum yapılmadı

Atlantis Tablo

Kaliteli Kanvas Tablonun Tek Adresi

Kanvas Tablo Nedir ?

Kanvas tablo 360-400 gram 100% pamuklu kumaşa Hp makinelerde yaptığımız inkjet baskıdır. Sonrasında usta eller tarafindan ahşap kasnağa gerilir, İsteğe göre çerçeveli ya da çerçevesiz olarak kullanılır.

Baski sonrasinda ozel laminasyon sayesinde tablolar toz ve nemden etkilenmeden temizlenebilir.
Tanıtım Videosu için Tıklayınız.

3-4 cm kalınlığında ahşap şasi.
(Mini Kanvaslarda 2 cm)
Askı aparatı olmadan rahatlıkla asılabilir. Şasinin Yanları resim devam eder bir biçimde bezle kaplanır. (Ahşap görünmez) Ucuza satılan yerlerden alınan tablolarda kanvas bezin ve kasnağın kalitesi kötü olacağı için kısa bir zaman sonra solma ve şaside yamulma olabilir. Bunun sebebi kurutulmamış ağaç kullanılmasıdır.

Çerçeveli yada Çerçevesiz Tablo Farkı nedir ?


Hiç atlantis kanvas tablo

Çerçevesiz kanvas tablo, ahşap şasinin üstüne baskı yapılmış bez gerdirilerek üretilir. Çerçeveli tabloda da aynı ahşap şasiye gerildikden sonra seçilen çerçeve tablonun etrafına montajlanır.

Çerçeveli tabloda paspartu seçeneği de mevcuttur. Paspartular tablolara derinlik katarak zenginleştirir.

Çerçeve Tablo Türleri

Ahşap ve Lamine Çerçeve:
Lamine Çerçeveler ahşap çerçeevlere göre fiyatları daha cazip olduğu için tercih edilmektedir. Tablonun türüne göre klasik ve modern olmak üzere iki çeşit çerçeve tabloya uygulanabilir.

Çerçeveler tablonuzun daha gösterişli ve şık bir görünüm kazanmasını sağlar. Atlantis tablo bir çok lamine çerçeve modellerini sizlerle buluşturdu.

Modern Kasa Çerçeve

Adından anlaşılabildiği üzere tablo çerçevenin işine oturtularak montajlanır. Derinlik hissi veren bir görüntü oluşturur. Son yıllarda oldukça popüler olan bu model tablolara dinamik ve modern bir hava oluşturmak amacıyla kullanılmaktadır. Kasa çerçeve, modern çerçevelere örnek gösterilebilir.

Klasik Çerçeve

Eski Zamanlardan bu yana popülerliğini kaybetmemiş, klasik tarzdaki çerçeve ürünümüzdür.Bu üründe ahşap çerçeve motiflerini, günümüz klasik çizgileri ile birleştirerek kaliteli ve şık bir ürün sunmaktayız.

Aldığınız çerçeveli ürünün ilk deformasyona uğramaması için tablonuzu doğrudan güneş ışığı alan yerlere asmayınız. Isıtıcı cihazların çok yakınında olmamasına Dikkat Ediniz. Nem ve rutubet olmayan bir duvarda durmasına özen gösteriniz.

Çerçeve Temizliğini ise yumuşak nemli bir bez ile fazla bastırmadan silerek yapabilirsiniz.

Hiç atlantis kanvas tablo tablo, canvas tablo, kanvas tablo, tuval baskı, hat yazısı, hat sanatı,
Hiç